<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet type='text/xsl' href='http://nonstopturkey.spaces.live.com/mmm2008-05-17_13.22/rsspretty.aspx?rssquery=en-US;http%3a%2f%2fnonstopturkey.spaces.live.com%2fcategory%2fNET%2bVE%2bPC%2bPROBLEMLER%c4%b0%2ffeed.rss' version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:msn="http://schemas.microsoft.com/msn/spaces/2005/rss" xmlns:live="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"><channel><title>KLİP SİTENİZ: NET VE PC PROBLEMLERİ</title><description /><link>http://nonstopturkey.spaces.live.com/?_c11_BlogPart_BlogPart=blogview&amp;_c=BlogPart&amp;partqs=catNET%2bVE%2bPC%2bPROBLEMLER%25C4%25B0</link><language>en-US</language><pubDate>Thu, 24 Jul 2008 03:19:23 GMT</pubDate><lastBuildDate>Thu, 24 Jul 2008 03:19:23 GMT</lastBuildDate><generator>Microsoft Spaces v1.1</generator><docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs><ttl>60</ttl><cf:parentRSS>http://nonstopturkey.spaces.live.com/blog/feed.rss</cf:parentRSS><live:type>blogcategory</live:type><live:identity><live:id>5719193064504700583</live:id><live:alias>nonstopturkey</live:alias></live:identity><cf:listinfo><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="typelabel" label="Type" /><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="tag" label="Tag" /><cf:group element="category" label="Category" /><cf:sort element="pubDate" label="Date" data-type="date" default="true" /><cf:sort element="title" label="Title" data-type="string" /><cf:sort ns="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" element="comments" label="Comments" data-type="number" /></cf:listinfo><item><title>ana sayfanızı degiştiremiyormusunuz?</title><link>http://nonstopturkey.spaces.live.com/Blog/cns!4F5EA7CA63AE2EA7!306.entry</link><description>&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=6&gt;ANASAYFA PROBLEMLERİ&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=2&gt;bazı web sitelerinde açılışta ana sayfam yap evet-hayır diye bi yazı belirir siz okumadan belki yanıtlamışsınızdır sonra ana sayfayı degiştiremiyorsanız çözümü basit bu programı yükleyin kurun browserınız rahat etsin sizde:)&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.download.com/Ad-Aware-SE-Personal-Edition/3000-8022_4-10045910.html?part=dl-ad-aware&amp;amp;subj=dl&amp;amp;tag=top5"&gt;http://www.download.com/Ad-Aware-SE-Personal-Edition/3000-8022_4-10045910.html?part=dl-ad-aware&amp;amp;subj=dl&amp;amp;tag=top5&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=2&gt;üstteki linke tıklayıp download now deyip masa üstüne kopyalayın kurun update ettikkten sonra start sonra next deyin taramaya başlar &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=2&gt;kırmızı rakamlar virüslü yada bozuk dosyalar sonra acaip bi ses duyarsınız bu ses taramanın bittigini bildirir next deyip devam edin&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=2&gt;sonra ki ekranda bu dosyalar belirir bütün dosyaların başındaki kutucugu mousela işaretleyip next ok deyin tekrar start deyip 2. arama noktasını işaretleyipnext deyin taratın bulunan dosyaları silip programı kapatın artık anasayfanızı degiştirebilirsiniz sürekli kullanabileceginiz güzel bi program internet kullanıyosanız bu program şart.&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black, Geneva, Arial, Sans-serif" size=6&gt;İSTENMEYEN PROGRAMI KALDIRAMAMA PROBLEMİ&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;istemediginiz bi programı kaldıramıyorsanız ilk önce o programı kapatmalısınız programlar bazen kapattıgınız halde ekranın sag alt köşesinde çalışmaya devam eder ilk önce oradan kapatmayı deneyin sag tıklayıp close yada disable deyin eger yoksa ctrl-alt tuşlarına 2sine basılı tutup deleteye basın yani windows görev yöneticisine girip oradan işlemlere girin orda o programın kısaltılmış ismini bulup işlemi sonlandır deyin yanlış bi programı kapatırsanız windowsunuz kapatılıyor yazısı yazar ve windows kapatılır ama pcnize zarar vermez dogru programı kapattıysanız sag alt köşedeki simge 1-2 snye içinde kaybolur kaybolmadımı başlattan çalıştıra girin oraya msconfig yazıp tamam deyin sistem yapılandırma yardımcı programı diye bi sayfa açılır başlangıca girip oradan bu programın kısaltılmış isminin yanındaki yeşil okey işaretini kaldırıp uygula tamam deyin bilgisayarını tekrar başlatın yazısı çıkar tekrar başlattıgınızda artık o program çalışmıyor olacak şimdi güvenle kaldırabilirsiniz o programı kolay gelsin :)&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Times New Roman, Times, Serif" size=7&gt;SERBEST YAZILARIM&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt; &lt;br&gt; RoCk_&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt; &lt;/font&gt;&lt;/div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;heavy metal , punk , venom, metallica , pink floyd , iron maiden , pentragram&lt;br&gt;Heavy Metal'in Alt Türleri&lt;br&gt; &lt;br&gt;Avant Garde Metal, Black Metal, Celtic Metal, Death Metal, Doom Metal, Gothic Metal, Grindcore, Hair Metal, Metalcore, New Wave Of British Heavy Metal (NWOBHM), Nu-Metal, Power Metal, Progressive Metal Thrash Metal&lt;br&gt;Black Metal &lt;br&gt;Thrash Metal'den ortaya çıkan black metal daha soğuk ve koyu bir atmosfere sahiptir.(Thrash Metal'deki brutalliğe göre).Death Metal kadar da koyu ve ağır bir tür olmasa da çok değişik gamlara sahiptir sahip olmasıyla heavy metaldeki uç türlerden biridir.Bas gitar daha çok tremolodan çalınır ,vokaller genellikle scream veya brutal vocal şeklindedir.Daha çok spritüel , okült , satanist ve anti-hristiyan temalar hakkında lirikleri vardır(Ama her zaman değil).Bu müzik türü 80'lerin sonları 90'ların başlarında gelişmiştir.Bu türün ilk örneklerinden biri Venom'dur.(çünkü albümlerinin ismi &amp;quot;Black Metal&amp;quot; dir.)Tanınan Black Metal Grupları şunlardır:Mayhem , Immortal , Bathory , Burzum , Darkthrone , Enslaved , Gorgoroth , Satryicon , Emperor ...&lt;br&gt;Death Metal&lt;br&gt;Death Metal Heavy Metal'in 80'lerde Thrash Metal 'den gelişen bir türüdür.Bu müzik türünde de çoğunlukla scream veya brutal death vokaller tercih edilir.Liriklerinin konusu da çoğunlukla nihilistik ve felsefi konulardır.(R.I.P Death (Chuck Schuldiner).Death Metal de davullar genellikle double kick olarak devam ederler.Gitarlarda çoğunlukla distorsiyonludur.Klavye de kullanılabilir(Daha çok senfonik death metal'de ). Tanınan Death Metal grupları şunlardır: Death , Cannibal Corpse , Obituary, Deicide , Children Of Bodom , Amon Amarth , Arch Enemy , Carcass ,Opeth , In Flames , Atheist ,Napalm Death , Possesed , Necrophagist ....&lt;br&gt;Death Metal Türleri &lt;br&gt;Melodik Death Metal:Daha çok İsveç ve Finlandiya'da gelişen bu müzik türünün örnekleri Children Of Bodom , At The Gates , In Flames , Dark Tranquility , Arch Enemy 'dir.&lt;br&gt;Teknik Death Metal :Bu müzik türünde sözlerden daha önemli olarak bir enstrümanda üstünde yoğunlaşma ve virtüözlük öndedir.Necrophagist , Gorguts , Cynic, Atheist, Pestilence, Cryptopsy , Nile ve en son Death bu türe örnektir.&lt;br&gt;Brutal Death Metal :Bu tür death metalle goregrind/grindcore türünün ortasında olan bir türdür.Brutal Death Metal daha çok bu gruplarla özdeşleştirilir : Cannibal Corpse, Suffocation, Disgorge, Dying Fetus, Devourment, Immolation, Vital Remains, Vomit Remnants, Kruento, Wormed.Bu türde vokaller kendilerinin guttural adını verdikleri değişik ve çok içten söylenen tiptetir ve çoğunlukla alışılmadan liriklerine bakılmadan anlaşılamazlar.Liriklerin konusu daha çok &amp;quot;gore&amp;quot; tipindedir.Gitar riffleri de daha çok hızlı ve değişiktir.Davullar da &amp;quot;blast beat&amp;quot; şeklindedir.Yani aşırı hızlı ve aynı yere vurulan ritimler şeklindedir.&lt;br&gt;Thrash Metal &lt;br&gt;Thrash Metal* heavy metal müzik türünün alt dallarından biridir.Çoğunlukla kökleri 1970'lerin sonları ve 1980'lerin başlarına dayandırılır. Bu dönemde NWOBHM (New Wave of British Heavy Metal) ve Hardcore Punk müzik akımlarının bazı özelliklerini alarak, kaynaştırarak yeni bir müzik türü olarak ortaya çıkmıştır. Benzer bir diğer tür olan Speed metal`e göre çok daha fazla saldırgan özellikler taşır. Bu fark şarkı sözleri ve müzikten açıkça anlaşılır.Türün öncü toplulukları:Metallica , Slayer , Megadeth , Testament , Anthrax , Sepultura , Overkill , Destruction , Kreator , Sodom ... Death Metal ve Black Metal'in kökü Thrash Metal ' dir.&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;punk&lt;br&gt;Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin &amp;quot;nedenini&amp;quot; açıklıyor:&lt;br&gt;&amp;quot;...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder.&amp;quot;&lt;br&gt;Punk kültürü kendi dayanışma ve iletişim ağını da yaratmıştı. Fanzinler. Kültür ve sanat endüstrisine ve sisteme karşı bir tokat olan fanzinlerin varoluş nedeni yadsıma, reddetme talebi ve çağnsıdır. Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır. (Yeraltı Edebiyatı) İlk Punk fanzini; &amp;quot;Sniffin' Glue&amp;quot;, Punkın; &amp;quot;kendi-başına yap&amp;quot; (do-it-yourself felsefesini ortaya çıkanyordu: bir gitar üzerinde üç akorun yerleri gösterilmiş ve şu başlık atılmıştı: &amp;quot;İşte size bir akor, işte iki tane daha, hadi şimdi gidip kendi grubunuzu kurun.&amp;quot;&lt;br&gt;Punklar arasında iletişim ve düşünsel ağ oluşturmasının yanısıra fanzinlerin yaptığı bir diğer önemli katkıda yıkıcı grafik tasanm estetiğini oluşturmasıydı. Çoğunluğu elle yazılan, siyah beyaz olan kaotik bir kolajla oluşturulup fotokopi ile çoğaltılan fanzinlerin sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıplan yıkmaya yönelikti.&lt;br&gt;Punk'ın bu yıkıcı tavrının köklerini dada akımının oluşturduğu söylenebilir. 1916-1922 yıllan arasında Dada kendisini de reddederek mevcut tüm toplumsal ve estetik değerlere şiddetli karşı çıkışı, anlamsızlığı ve antisanatı, provakatif parodisi, edepsiz mizahı ile yıkıcı sanatın temsilcilerindendir.&lt;br&gt;&amp;quot; .. .Bizim için birer HİÇSİNİZ Tanrılarınız gibi: HİÇ Bürokratlarınız, yöneticileriniz gibi :HİÇ Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ Bana saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu haykıracağım...&amp;quot; (Dada Manifestosundan)&lt;br&gt;Dadanın önce gelen simalanndan Mareel Duchamp; pisuvar, şişe askılığı, kar küreği gibi eşyalann üzerine sadece imzasını atarak ve birer sanat eseri olarak sergilediği &amp;quot;ready mode&amp;quot;leri (hazıryapıt/yapım) ile tanınmıştır.&lt;br&gt;Punk konserleri, punk giyimi ve sanatı gibi yıkıcıdır. Değerlere yönelik birer saldırıdır. Punk'ın kışkırtıcılık politikasının bir parçası olan gruplar konser sırasında, seyircisi ile şiddet, yıkım gösterisi sergilerier. (Sahneye kusmak, tükürmek, havada uçuşan içki şişeleri, sandalyeler , grup dansı) Punk'ın bu sadomazoşist eğilimi aslında, punk'ın diğer tahripkar unsurlan gibi belli bir şeye dikkat çekmek üzere kullanılan bir şok taktiğiydi. Punklar toplumu nasıl gördüklerini anlatmak istiyorlardı: Anarşi istiyorlardı, yeni bir müzik tarzı geliştirmek ve bu müzik tarzının kaosunu paylaşmak, çoğaltmak istiyorlardı. Punk konserleri ekspresyonist performansı ile &amp;quot;şimdi ve burada&amp;quot;dır. (now-and-here) Ekspresyonizmin sembolü haline gelen Çığlık punkta hem şarkılarında hem de grafik tasarımlannda kendini gösteren bir motiftir: yüksek desibel seviyesi,izleyici ile grup arasında fiziksel ve duyusal etki punk konseri &amp;quot;yaşamalanı&amp;quot; içindedir. O an'ın içinde yaşanılanlar zamandan ve mekandan soyutlanmış kaostur.&lt;br&gt;Punk Rock'ın gelişimi Amerika ile İngiltere arasındaki kültürel alışverişle hız kazanmıştı. Velvet Undergound, New York DolI ve Ramones gibi New York'lu gruplar, 1965'te başlayıp 1970'ler boyunca devam eden bir süreçte, bilinçli bir biçimde &amp;quot;sokak kültürünü&amp;quot; işlemiş ve geleceğe karamsar bakan yeni bir tür müzik üretmişlerdir. (Bu gruplar sadece punk rock'ın değil hard'n' heavy, heavy metal ve türevIerinin de doğuşunda da etkili olmuşlardır.)&lt;br&gt;&amp;quot;Punk&amp;quot;, &amp;quot;Punk Rock&amp;quot;, &amp;quot;Punk Kültürü&amp;quot; tam da punk'ın istediği gibi açık bir biçimde tanımlanamamıştır. (Standardize edilerneme, kategorize edilememe) Punk; ilk çıkışı 1975'te belirli bir rock and roll türünü ve kendisi ile iIişkilendirilen gençlik alt kültürünü anlatmak için kullanılmaya başlansa da, 80'ler sonrası ticari rock müziğin türevlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Punk 'underround rock', 'new wave', 'new music', 'street rock', 'power pop', 'avant-punk' ve 'hardcore' gibi terimlerle özdeşleşen anlamlarda da kullanılmıştır.&lt;br&gt;Punk sözcüğünün kökleri de bulanıktır. İngilizcede ilk olarak fahişe ile eşanlamlı olarak ortaya çıkar. Funk ve Wagnalls İngilizcenin Yeni Standart Sözlüğünde şöyle tanımlanır:&lt;br&gt;ı.Çürümüş tahta, bitkisel kav, değersiz nesne, boş konuşma. &lt;br&gt;2. Yumrukla yapılan saldın ya da darbe. &lt;br&gt;3. Genç Haydut, hayta, serseri. &lt;br&gt;Bu sözcük tanımları bilgilendirici olsa da punk'ı tanımlamaz.&lt;br&gt;Punk Rock'ın ortaya çıkışı Ocak 1976'da Manhattan'daki East ViIIage'da bulunan CBGB and OMFUG adlı küçük bir kulüpte verilen konserlerden doğan'Punk' adlı derginin çıkışı ile başlar.&lt;br&gt;...18 yaşındaydım. New York'taydım. Yıl 1975'ti. Birgün arabada giderken John (Holmstrom) 'bir dergi çıkaralım' dedi. Beni ve Ged'i (Dunn) Velvet Underground'a 1997 ve Stooges'a ve New York Dolls'a uyandıran John'dı John derginin sevdiğimiz şeylerin bileşimi olmasını istiyordu. Eski Tv dizileri, bira içmek, düzüşmek, çizburger, mizah dergileri, ikinci sınıf filmler ve bizden başka kimsenin takılmadığı rock'n'rol grupları. John derginin adının Teenage News olmasını istiyordu. Dolls'un aynı isimli şarkısından ötürü. Boktan bir isim olduğunu söyledim. 'Niye Punk demiyoruz?' dedim. Punk sevdiğimiz herşeyi temsil ediyordu: Kıyak, yapmacıksız, absürd, komik, ironik, şehri küçük posterlerle donattık. 'Dikkat Punk geliyor! Leg McNeil Please kill Me/ Roll Dergisi temmuz 2001/07&amp;quot;&lt;br&gt;İsyankar CBGB and OMFUG (Country, Blue Grass, Blues and Other Music For Uplifting Gormandizers) sahnesi Punk dergisi yolu ile punk terimi ile kurduğu bağlantı, belli bir deneysel rock'n'rol akımını tarif edecek olan &amp;quot;Punk Rock&amp;quot; teriminin oluşması sürecinin ilk aşamasıdır.&lt;br&gt;Punk dergisinin ilk sayısı 1 Ocak 1976'da çıktı. Lou Reed ve Ramones ile ilgili yazıların yanı sıra John Holmstrom'un özgün otobiyografik çizgi dizisi &amp;quot;Joe&amp;quot;, Leqs Mcneil'den şehvetli kadınlarla ilgili &amp;quot;foto karikatür öykü&amp;quot;sü yer alıyordu. Punk'ın ilk sayısı 3000 adet basıldı. Ve sadece New York'ta dağıtıldı. Dergi son çıkış tarihi olan 1979'ta 25.000 adet basılıyor ve dünya çapında 2000 aboneye ulaşıyordu.&lt;br&gt;Punk dergisinin İngiliz punk akımına da grafik anlayışı yönünden önemli etkileri olmuştu. İngiliz punk rock'ının ilk fanzini &amp;quot;Sniffin' Glue&amp;quot; adıyla Temmuz 1976'da Londra'da çıkmaya başlar. Daha sonra; Ripped and Tom rotten to the Core, London's Burning, Live Wire, Vive La Resistance ve Heat adlı fanzinler İngiliz karşıt kültürünün sözcüleri oldular.&lt;br&gt;Punk Rock stili Londra'nın güneybatısındaki ve Kings Rood civarındaki heterojen gençlik söylemlerinden, yaşam biçiminden oluşmuştu. Şüphesiz ki punk rock'ı tetikleyenler arasında, androjen görüntüsü ile fetişleştirilen fenomen David Bowie'nin glitter rock'ı, Ramones, Heartbreakers, Iggy Pop, Richard Hell gibi kişi ve gruplar vardır. 1960'ların moda alt kültürünü, bazı blues gruplarının melodik alt yapısını ve isyanını, northem soul ve reggae'den alınma unsurları da punk müzikal kaosunda bulmak mümkün.&lt;br&gt;Tarihte Hippy adı ile anılan sahte-uyuşturulmuş-muhalif kültür milyonlarca ebleh evcilleştirmekte oldukça başarılı olmuştu. Bu sahte muhalif kültür başarısını mass media'dan daha ziyade, 1950'lilerin beat generation radikal muhalefetini vahşi kapitalistlerin önünde savunmasız ve yalnız bırakmasına borçluydu. Başkalannı rahatsız etmeyecek kadar vasat olan bu insanlar daha sonra senetlerin, iş görüşmelerinin, ahizelerin arasında geçmişlerini hatırlamayacak kadar değişip kapitalistleşeceklerdi. Oysa punk kendi bedeni ve yaşam biçimi ile politikası, parodisi ve estetiği ile kesinlikle asi ve yıkıcıydı, ki hala bir çok ülkede alt kültür muhalifliğinin en önemli unsurlarıdırlar.&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;venom&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Venom için ne denilebilir ki... Motörhead, Iron Maiden, Judas Priest, Kiss gibi gruplardan etkilenen Venom sayesinde Slayer, Sodom, Metallica, Exodus, Bathory, Celtic Frost, Possessed, Destruction, Sepultura, Kreator, Mayhem, Burzum vb. saymakla bitmeyecek birçok grup ortaya çıkmıştır. &lt;br&gt;Hepsinin elemanları çocukluktan beri Venom dinleyerek büyümüş ve en sonunda böyle kaliteli gruplar metal müzik piyasasında yerini almıştır. Cronos - Abadon - Mantas tan oluşan efsanevi ilk kadrosundan bugün sadece Cronos'un yer aldığı Venom hem bu gruplar için hem de dinleyiciler için bu müzikte (Thrash/Black) bir dede ya da baba olarak nitelendirilebilir. &lt;br&gt;Yaptıkları Welcome To Hell, Black Metal, At War With Satan, Prime Evil gibi albümler o dönemlerin black metal müziği olarak (tabi eski dönemlerin black metal'i böyleydi daha sonra Bathory ile black metal tam olarak oluştu) metal tarihine damgasını vuran albümlerdir. Müzikal yapı olarak New Wave Of British Heavy Metal tarzının içine giren Venom grubu Iron Maiden, Diamond Head, Angelwitch gibi gruplarla beraber bir öncüdür.&lt;br&gt;Grubun sağlam parçalarından bazılarını buradan indirebilirsiniz; &lt;br&gt;şifre: 666666&lt;br&gt;Raise The Dead &lt;a href="http://sr1.mytempdir.com/132747"&gt;http://sr1.mytempdir.com/132747&lt;/a&gt;&lt;br&gt;Witching Hour &lt;a href="http://sr1.mytempdir.com/132781"&gt;http://sr1.mytempdir.com/132781&lt;/a&gt;&lt;br&gt;Angel Dust &lt;a href="http://sr2.mytempdir.com/132808"&gt;http://sr2.mytempdir.com/132808&lt;/a&gt;&lt;br&gt;1000 Days In Sodom &lt;a href="http://sr2.mytempdir.com/132837"&gt;http://sr2.mytempdir.com/132837&lt;/a&gt; &lt;br&gt;Venom İngiltere'nin Newcastle kentinde 1970'li yılların sonlarında Tony Bray 'Abaddon' (bateri) ile Jeffrey Dunn 'Mantas' (Gitar) tarafından kurulur. İlk ismi Oberon olarak bilinen grup 1978 de ismini Venom olarak değiştirmiştir. 1979 yılının Ağustos ayında bir Judas Priest konserinde Jeffrey Dunn'ın Clive Archer (vokal) ile tanışmasıyla grubun ilk kadrosu oluşur.&lt;br&gt;1979 Kasım ayında Jeffrey Dunn, Conrad Lant 'Cronos' (bas gitar) ile bir arkadaşlarının evinde tanışır ve Conrad Lant gruba dahil olur. İlk zamanlar grupta gitarist olarak yer alan Conrad grubun bas gitaristinin Şubat ayında Wallsend kentinde vereceği konserden birkaç gün önce ayrılmasıyla bas gitara geçer.&lt;br&gt;Grubun en son kadrosu 2004 yılında gitara Mykus'un katılmasıyla oluşmuştur. Grubun kurulduğundan beri tek üyesi olan efsanevi isim Conrad Lant 'Cronos' (bas/vokal) ve 2000 yılında katılan Cronos'un kardeşi baterist Antton Lant ile grup yoluna devam etmektedir&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;metallica&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Jason’un ayrılmasından sonra grup üyeleri Metclub dergisi So What editörü Steffan Chirazi ile Metclub üyelerine gerçekleri ayrıntılarıyla anlatabilmek için bir görüşme yapar.&lt;br&gt;Grup teknik olarak kuruluşunun 20. yılında bulunmakta, fakat Lars’ın menajerleri Cliff Burnstein ile yaptığı bir görüşmede grupların ilk albümlerini yayınladıktan sonraki 20 yılın sayıldığını öğrenmiş; bu da 2003 yılına denk geliyor ( Kill’em all - 1983 ) ve 2008 yılında da 25. yılları tamamlanıp Rock and Roll Hall of Fame’e girebilecekler. Görüşme sırasında bu yılın Kasım ayına kadar grup üyelerinin, çalışmalarına ara verdiklerinde, görüştüklerinde daha fazla görüşecekleri ortaya çıkıyor. Çünkü Temmuz sonunda grup Metclub üyeleriyle beraber ve aralarından birinin bass gitara yardımıyla sahne de alacakları bir 20. yıl partisi verecekler. Ayrıca Metclub’ın bir chapterı Eylül ayında bir organizasyonla tüm dünyada Metallica fanlarını bir araya getiriyor, grup kesin olmamakla birlikte katılmayı düşünüyor, organizasyonu Metclub, Mcfarlane Toys ve WXTB Tampa Bay Rock radyosu da desteklemekte, Metallica cover band Creeping Death, Dio ve Rollins Band de sahne alacak ( &lt;a href="http://www.metallibash.com/"&gt;www.metallibash.com&lt;/a&gt; ). &lt;br&gt;Görüşme olayına gelince, evet 19 - 20 sene insanlar bir arada olunca beraberliklerini sorgulamaya başlıyor ve kendilerine gelebilmek, bir arada olma, amaçlarını ve duygularını geri kazanabilmek için çeşitli yollar arıyorlar. Bir öneri menejerleri Cliff Burnstein’den geliyor. Evliliği bozulan çiftlerin evlilik danışmanına gitmeleri gibi grup üyeleri Phil Towle adlı zat ile (mesleği belirtilmemiş ama bir psikolojik danışman olduğu anlaşılıyor) ve menajerlerinin gözlemci olarak bulunduğu ilki 2001 Ocak ayının ilk haftası olmak üzere seri seanslar yapıyorlar. İlginç olan seansların Jason’un ayrılma açıklamasının yayınlanmasından önce başlaması. Zaten Jason ayrılmasının ardından yaptığı bir radyo röportajında kararını VH1 ödül töreninden önce verdiğini belirtmiş. Bu ödül töreninde grupla beraber son kez sahne aldığını bildiğini fakat grubun bundan haberi olmadığını söyler. Seanslar Jason ayrıldıktan sonra da devam eder. Phil’in üyeler arasında tekrar bir ilişkinin kurulmasına yardımcı olduğunu belirtiyor Lars. Kirk seansların sonunda kendileri ve birbirleri hakkında unuttukları ve bilmedikleri pek çok şeyi öğrendiklerini ve James ile çok uzak görünmelerine rağmen aslında çok benzer sorunlu hayatlar yaşadıklarını ve müziğin her ikisi için de çıkış olduğunu söylüyor. Seanslar sırasında Lars, Jason ile daha yakın bir ilişki kurduğunu, telefon görüşmelerinde bile Metallica harici bir konuda onlarca dakika konuşabildiklerini belirtiyor. Zaman içinde birbirlerine kendilerini çok kapadıklarını, kalın duvarlar arkasına çekilip yaşadıklarını, Phil Towle’nin sayesinde zayıf ve rahatsız oldukları yanlarının da ortaya çıktığını ve böylece grubun daha çok güçlendiğini düşünüyor James. &lt;br&gt;Playboy röportajında, okunduğunda birbirlerine b*k attıklarının düşünüldüğünü ama aralarında çok konuştukları, birbirlerinden ve çevrelerinden gizlemedikleri konuların daha açık yazıldığını da ekliyor. James bu durumdan rahatsız olduğunu, kendilerinin yanlış aktarıldığını düşünse de Lars röportajın iyi olduğu kanısında. Gerçeklerin yazılması konusunda James Lars’a katılsa da röportaj döneminde grubun gerçekten kötü bir dönem geçirdiğini saklamıyor - üç kötü ay - ???&lt;br&gt;Steffan, James’e ölümcül soruyu (abarttım galiba) Jason’un ayrılma nedeninin gerçekten yan projesine tepkisi mi olduğu soruyor. James, Jason ayrılmadan başka bir grupla çalıştığında METALLICA AİLESİNİN zayıflayacağını, güç kaybedeceğini, onu kendilerinden kardeşleri diye bahsediyor, uzaklaştıracağını dile getiriyor. Yapılan terapiler sonunda soruna şimdi nasıl baktığını merak eden editör, Kirk’in gelecekte bir yan projesi olması halinde nasıl davranacağını soruyor ve James başka yollarla ??? sorunun giderilebileceğini söylüyor.&lt;br&gt;Jason’un istemesi halinde gruba geri dönebileceği ya da en azından birkaç konserde onlara katılabileceği düşüncesindeler. Lars, Jason’un sonradan da söylediği gibi ayrılma kararını çok önceden aldığı kanısında hatta 2000 yılının ortalarında ama ilişkilerinin en iyi olduğu zamanda! Kirk, Jason’un Metallica’nın yeni döneminde onlarla beraber olmak istememesini çok üzüntü verici buluyor ve Lars eğer bu şekilde ayrılacağını bilseydi 1993 senesinde Fort Myers’ da verdikleri konser öncesinde kendisine punch fırlatmayacağını söylüyor. Editör çok şaşırıyor ve Kirk araya girip olay sırasında - bayağı kavga etmişler - konser öncesi sahne arkası olayları kameralarla seyircilere gösterdikleri 20 dakikalık bölümde kameraları nasıl kapattırabileceğini düşündüğünü isterik kahkahalar atarak belirtiyor.&lt;br&gt;James yan projelerin açığa çıkmasıyla Metallica’nın gücünü yitireceğini, bu yüzden de Jason’a beraber kalmaları gerektiğini ve yan projesini kabul etmediğini söylüyor. Fakat James, Jason’un geri dönmesini gerçekten istediğini vurgulamış. Çünkü girdikleri bu yeni döneme ulaşmalarında Jason’un da katkısının olduğu kanısında. Bu arada Kirk ayrılma olayının en kötü tarafının, yaşanan onca şeye rağmen tek başına alınmış bir karar olduğunu ve en azından rahatsız olduğu konuları telafi etmeleri için Jason’un kendilerine şans vermesi gerektiğini söylüyor.&lt;br&gt;Steffan, Lars’a ailevi problemleri - Jason’un ayrılmasına eş zamanlı eşi de Lars’dan ayrılıyordu - ve Napster vukuatıyla fazla ilgilenmeseydi Jason’un hala grupta olup olamayacağını sorması üzerine Lars, Jason’un ayrılma kararını önceden aldığı tezini tekrar ediyor ki bunun doğru olduğu sonradan Jason tarafından onaylanıyor ve kararını hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini, bu noktada James’in söylediği METALLICA AİLESİ kurumuna gelindiğini, kendi eşinin de bu büyük ailenin bir üyesi olmak istemediğini konuşmalarından anlıyoruz. &lt;br&gt;Steffan yaratım sürecini bu seansların nasıl etkileyeceğini sorduğunda, James’in artık tamamen beraber oturup yazmak ve değişik üretim süreçleri içine girmek istediğini anlıyoruz. Lars, beraber üretime yöneldiklerini tekrar ediyor. Hatta Lars grubun finans danışmanı aradığında kendisine görüşmeyi James ve Kirk de olduğu halde yapabileceklerini söylediğini belirtiyor. &lt;br&gt;Bu arada grubun üçlü olarak devam edebileceği ve Kirk’in bu konuda görüşleri olduğunu ve hatta ciddi ciddi önceden konuştuklarını anlıyoruz. Kirk, James ile beraber bass ve 6 telliden oluşan double neck gitarlarla sahneye çıkabileceklerini, solo harici kendisinin bass, sırası geldiğindeyse James’in bassı devralması yöntemiyle olayı çözebileceklerini söylüyor. Editör Lars’ın belki bass çalmak isteyeceğini sorması üzerine Kirk, Lars’a düdük vereceklerini, böylece hem davul hem de düdük çalabileceğini komikliyor.&lt;br&gt;Lars’ın Napster davasındaki performansından ve başarısından grubun diğer üyeleri çok memnun olduklarını ve onunla gurur duyduklarını belirtiyorlar ama Lars bir daha böyle bir işe kalkışmak yerine oğlu ile ilgilenebileceğini, davul alıştırmaları yapabileceğini, yıkanabileceğini veya her ne isterse yapabileceğini söylüyor. Pek çok sanatçı, grup ve ilgisiz kişinin kendisine destek olduğunu ama hep tersinin yansıtıldığını belirtmeden de geçemiyor. Yaptığının çok doğru bir şey olduğunu ve fikrini değiştirip böyle bir savaşa bir kez daha girebileceğini söylüyor.&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;pink floyd&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Pink Floyd 70’lerde başlayan o değişim sürecinin tam ortasında doğan bir grup. Var olan sisteme ve aldatıcı düzene karşı agresif ama bir o kadar da gerçekçi bakan ve döneminde imkansızı başarmış bir topluluk&lt;br&gt;David Gilmour: David Gilmour 6 Mart 1948’da Grantchester’da doğdu. Babası bir genetik doktoruydu,annesinin tüm ilgi alanı ise gitar çalmaya uğraşan oğluydu. O yıllarda okul Barret gibi Gilmour’u da sıkıyordu. Barret’dan çok daha iyi bir gitarist olan Gilmour ona ilk gitar &lt;br&gt;dersini veren kişidir. Gilmour’un gitara karşı olağanüstü bir yeteneği vardı, ama Syd’in de &lt;br&gt;inanılmaz dehası. Bu ikili zamanla halef selef oldular ve birçok eleştirmen tarafından &lt;br&gt;birbirleriyle karşılaştırıldılar.Dave bir ara erkek modellik yaptı. Syd ilk bestelerini yapmaya başladığında Dave, Joker’sWild isimli bir grupta çalıyordu, bu grupla birlikte Fransa’da bir yıl kaldı, sonra İngiltere’ye döndü, grup dağılmıştı ve o beş parasızdı. Uzun zamandan beri Syd’i görmemişti, diğerlerini ise hiç tanımıyordu, Pink Floyd bu arada epey yol almıştı ve Syd artık gruptan kopuyordu, böylece Dave, Pink Floyd’un beşinci elemanı olarak gruba katıldı.&lt;br&gt;Roger Waters: George Roger Waters 9 Eylül 1944’te Cambridge’te doğdu. John ve Duncan isimli iki kardeşi var. O da Syd gibi Cambridge Erkek Lisesi’ne gitti. 60’ların başında Nükleer &lt;br&gt;Silahsızlanma kampanyasında ilk defa seyirci karşısına çıktı. Bir müzisyen olmaya karar &lt;br&gt;verdiğini bakın nasıl anlatıyor: “Regent Street Politeknik’te mimari okuyordum, sanırım orada &lt;br&gt;ciddi olmayan birkaç grup deneyimimiz olmuştu ama hiçbir yerde çalamadık. Bir çok ismimiz oldu en sevdiğimiz ise Megadeths idi. Sadece oturup kazanacağımız parayla neler yapabileceğimizi konuşurduk. Bursumuzun önemli bir kısmını bir İspanyol gitar almak için harcadım ve ders almak için kursa gittim. Okulda enstrümanlarıyla gelip bir şeyler çalanların takıldığı bir oda mutlaka bulunurdu, şimdi düşününce sanırım gitarımı daha önce almıştım, &lt;br&gt;çünkü Shany Toen isimli şarkıyı öğrendiğimi anımsıyorum. &lt;br&gt;Okulda öğrendiklerimizle kesinlikle ilgilenmiyordum. Zaten aldığımız bütün bursu da aletlere yatırıyorduk.Grubun en çok okuyan üyesi Waters’tı. Bütün yapıtlarında Blues’un yoğun etkisi vardı.Ayrıca Barret sonrası yapıtlarda Waters’ın hemen tüm hayatını izleyebiliriz. &lt;br&gt;Aslında o hiçbir zaman bunu itiraf etmedi ama “The Wall”un oyun ve Syd’in hayatından &lt;br&gt;bölümler olduğu kesin. Waters babasını İkinci Dünya Savaşı’nda kaybetti ve uzun yıllar ona &lt;br&gt;hem anne hem baba olan annesinin yoğun baskısı üzerinde hissetti. &lt;br&gt;Elbette Water’da Syd ve diğerleri gibi uyuşturucu kullanıyordu ama bunu asla aşırıya vardırmadı.Waters ilk zamanlar gitarını bile akord edemezdi ama zamanla gösterdiği gelişimle grubun beyni olmayı başardı. Gruptan ayrıldıktan sonra çıkarttığı albümler onun üstün müzikal yeteneğini ortaya koydu.&lt;br&gt;Richard Wright: Richard (Rick) William Wright; 28 Temmuz 1945’de Londra’da doğdu. O da Waters gibi Regent Street Politeknik’e gitti. Wright, Waters ve Nick Mason okulda tanıştılar. 6 ay sonraaralarına Syd’i de alarak bir grup kurdular. Wright okuldan önce piyano, harmonium, harpiscord ve cello çalmayı öğrenmişti, Politeknikte ise mimari ve müzik bölümlerinde okumaya başladı. Okulda elektronikle ve elektronik kompozisyonlarla ilgilendi. Özellikle öğretmeni Stockahausen’in yazdıklarıyla. Bu eğitim ve onun yeteneği daha sonraki yıllarda oluşacak. Pink Floyd soundunun ortaya çıkmasında önemli katkılarda bulundu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Nick Mason: Nicholas (Nick) Berkeley Mason, 27 Ocak 1945’da Birmingham’da doğdu. Bill ve Sally Mason’un Sarah, Melanie ve Serena’yla birlikte 4 çocuğundan biridir.Ailesi varlıklıydı. Londra’nın en zengin mahallelerinden Hampstead’te büyüdü, pahalı bir özel &lt;br&gt;okulda okudu. Küçük yaşlarda piyano, keman ve davul çalmayı öğrendi, sonunda o da&lt;br&gt;Politeknik’e geldi ve diğer çocuklarla tanıştı. Rick ile birlikte bir daire tuttu ama sonra yeniden ailesinin yanına döndü. Ve o daireye Syd ile Waters yerleştiler. Ufo klüpteki başarılardan sonra okulu bir yıl bırakmaya karar verdi. 1969’daki bir röportajda şöyle diyor: “Yıldız olma fikri çok hoşuma gitmişti, müzikten başka bir şey beni ilgilendirmiyordu. Seyredebildiğim kadar çok grup seyrediyordum ve pop müziğin nasıl gerçekleştirileceği konusu beni meşgul eden tek meseleydi.&lt;br&gt;Syd Barret: Syd Barret (Roger Keith) 6 Ocak 1946’da Cambridge’te doğdu. 2 ağabeyi ve bir kız kardeşi var. Cambridge erkek lisesinde, aynı lisede okuyan Roger Waters’dan iki sınıf &lt;br&gt;gerideydi. Oldukça konforlu yaşayan bir İngiliz orta sınıf ailesinin çocuğuydu. Syd 12 yaşındayken babası öldü. Her zaman sanat ve müziğe yatkın gözüktü ve erken yaşlarda müzik ve resim eğitimi almaya karar verdi. İlk enstrümanı Ukele’ydi (4 telli Hawai gitarı). Gitar çalmayı da metodlardan ve arkadaşlarından öğrendi. İlk grubunu kurdu (Geof Mott ve&lt;br&gt;Mottoes). Bu grupla partilerde ve evin çevresinde çalıyordu. Sonra Hollering Blues isimli bir grupla birlikte çalmaya başladı. Londra’ya gittiğinde 3 çocukla tanıştı. Dördü daha sonra Pink Floyd oldular.Syd müzik eğitimini Camridge’te David Gilmour ile birlikte yaptı. Teknik okuldan sonra Syd, Londra’ya resim okumaya gitti, orada Roger Waters’la beraber oturmaya başladı. Müzik ve resme ilk ilgi duyduğu andan itibaren Syd, bir yandan içki, sigara ve kadınlara merak saldı. Yakışıklılığı ile okulda dikkat çekiyordu ve o da bunu kullanıp bütün kızlarla birlikte olmak için her yolu deniyordu. Bu arada evi de hafta sonları müzik yapar gibi yapan çocuklarla dolup taşmaya başlamıştı. İşte bu sıralar tüm gençlerin &lt;br&gt;yaptığı gibi Syd’te uyuşturucu kullanmaya başladı.1964 Sonbaharı’nda okula başlamak üzere Londra’ya geldi ve Waters’la aynı eve yerleşti. Bu evde daha önce oturan Mason ve Wright ise ayrıldılar. Mason zengin ailesinin yanına döndü, &lt;br&gt;Wright ise evlendi. Mason, Waters, Barret ve Bob Klose birlikte çalmaya başlamışlardı. &lt;br&gt;En büyük destekçileri ev sahipleri Leonard’dı ve bu yüzden gruba Leonard’s Lodgers ismini &lt;br&gt;koydular. Birkaç ay sonra Wright gruba katıldı, grubun beyni tabi ki Syd’di ve hemen hemen &lt;br&gt;bütün parçaları o yazıyordu. Ama grubun bir solisti yoktu ve Chris Dennis bu grubun &lt;br&gt;solisti oldu. Syd, Georgialı iki yaşlı blues şarkıcısının isimlerinin baş harflerinden &lt;br&gt;oluşturulacak ismin, grubun ismi olması konusunda diretiyordu. Bu şarkıcıların isimleri &lt;br&gt;Pink Anderson ve Floyd Council’di. Böylece ortaya çıkan Pink Floyd ismi bir kamyonetin &lt;br&gt;arkasına pembe bir boyayla yazıldı. Pink Floyd’un ilk kadrosunu oluşturan isimler ise &lt;br&gt;Syd Barret (gitar), Roger Waters (bas), Bob Klose (gitar), Nick Mason (davul), &lt;br&gt;Richard Wright (klavye) ve Chris Dennis (vokal) idi.&lt;br&gt;Syd’in soyut resimleri okulda ilgi gördü ama bu seferde okul Syd’i doyurmamaya başladı. &lt;br&gt;1965’te bir sih tarikatı olan Sant Mant’a girdi, bu sadece bir yaz sürdü ve &lt;br&gt;Syd uyuşturucuya geri döndü.&lt;br&gt;PINK FLOYD: Pink Floyd 70’lerde başlayan o değişim sürecinin tam ortasında doğan bir grup. &lt;br&gt;Var olan sisteme ve aldatıcı düzene karşı agresif ama bir o kadar da gerçekçi bakan ve döneminde &lt;br&gt;imkansızı başarmış bir topluluk.&lt;br&gt;Grup o yıllarda gençlerde bir moda haline gelen LSD’nin etkisindeydi. Grubun beyni &lt;br&gt;Syd Barret bu akıma fazlasıyla yakalanmıştı ancak Pink Floyd’un bugünlere kadar gelebilmesinde &lt;br&gt;en önemli etken Syd olmuştur. Hatta o kadar çok uyuşturucunun etkisindeydi ki, bir konserinde &lt;br&gt;3 saat boyunca gitarıyla aynı akoru bastığı söylenmektedir.&lt;br&gt;Elbette ki grubun diğer üyeleri de uyuşturucu kullanıyordu ancak Syd kadar değildi. &lt;br&gt;1969 yılında grup Syd’siz bir şeyler yapabileceğinin farkındaydı. Bütün sözleri ve müzikleri&lt;br&gt;yapan oydu. Ama Syd’in grupta kalması artık grubun yükselişe değil düşüşe geçmesine neden &lt;br&gt;oluyordu.&lt;br&gt;O dönemlerde daha Syd henüz gruptan ayrılmamışken Roger Waters eski bir arkadaşı olan &lt;br&gt;David Gilmour’a beraber çalmayı teklif etti. Gilmour’un o zamanlar çaldığı başka bir grubu &lt;br&gt;vardı ancak Pink Floyd’un yükselişini de uzaktan takip ediyordu. Bu teklife olumlu yanıt verdi.&lt;br&gt;Grup Syd’siz yaptıkları ilk çalışma olan A Saucerful of Secrets albümünü çıkardı. Albüm’de &lt;br&gt;yer alan Set the Controls for Heart of the Sun isimli şarkı bugün hala zihinlerde. &lt;br&gt;David Albüm kapağı için şunları söylüyor: “Roger ve Nick albüm kapağını herhangi bir müzikal &lt;br&gt;formda yapmaktansa mimari bir diagram oluşturmayı düşündüklerini anımsıyorum. Kapak müziğin &lt;br&gt;güzelliğinden değil de duygulardan oluşan bir öyküyle ortaya çıkacaktı. Böyle de oldu. &lt;br&gt;Yıllar sonra bize hala kapağın kendilerinde uyandırdığı duyguları yazan insanların gönderdiği&lt;br&gt;mektuplar geliyor.&lt;br&gt;Grup bu dönemden sonra çok hızlı bir yükselişe geçti. 1969 yılında Ummagumma, 1970 yılında &lt;br&gt;Atom Heart Mother, 1971 yılında Meddle, 1972 yılında Obscured by Clouds, 1973 yılında Dark Side &lt;br&gt;of the Moon albümünü çıkardı. Albüm inanılması zor bir başarı kazandı ve tam 30 milyon orjinal &lt;br&gt;kopya sattı. Bu gerçekten ulaşılması zor bir rakamdı. Britanya’da her 5 evden birinde bu albümün &lt;br&gt;olduğu bilinmektedir.&lt;br&gt;1975 yılında Wish You Were Here, 1976’da Animals, 1978’de ise The Wall albümünü çıkardı. Wall &lt;br&gt;için bir dönemin sonu diyebiliriz. Syd sonrası Floyd’taki iktidar savaşı grubu sonunda bu &lt;br&gt;noktaya getirdi. Zamanla Roger, Pink Floyd’u tek bir adamın grubu gibi görmeye başladı. &lt;br&gt;David’in gerçek bir müzik dehası, Roger’ın ise gerçek bir söz yazma yeteneği vardı. Ama bunu &lt;br&gt;hiçbir zaman ortak bir potada eritmeye çalışmadılar.&lt;br&gt;1983’te Final Cut çıktı. Bu albüm Waters’ın Pink Floyd adı altında yaptığı son albümdür. &lt;br&gt;Aslında buna bir Waters solo albümü demek yanlış olmaz çünkü Gilmour’un etkisi çok az görülüyor.&lt;br&gt;Bu albümün ardından Waters gruptan ayrılır ve Pink Floyd’a açtığı davalar sonucunda Pink Floyd’un&lt;br&gt;isim hakkı hariç diğer grup elemanlarının elinden Floyd’a dair herşeyi alır ve kendi yolunda &lt;br&gt;ilerlemeye başlar.&lt;br&gt;Waters’sız ilk albüm A Momentary Lapse of Reason 1987 yılında çıkar. David bu albümde herşeyi &lt;br&gt;üstlenmiştir. Wright, bu albümde maaşlı bir eleman sıfatında klavyesini çalmıştır. &lt;br&gt;Çünkü Waters onu manevi yönden çalamayacağı düşüncesine itmiştir. Bu albümde büyük başarı &lt;br&gt;sağlar ama Floyd soundundan az da olsa uzaktır. Ve son albümleri The Division Bell 94’te çıktı. &lt;br&gt;İşte bu albüm belkide Meddle’dan sonra en güçlü müzikal sounda sahip albüm. Wright’ın tekrar &lt;br&gt;gruba dönmesi ve Gilmour’un üstün kişiliği grubu eski haline getirmiştir. Aynı dönemde Roger &lt;br&gt;Waters’ın beklenen solo çalışması Amused to Death bir milyon satışa ulaşırken The Division &lt;br&gt;Bell 15 milyon’dan fazla satışıyla başarılarının üzerine başarı eklemiştir.&lt;br&gt;Şüphesiz Pink Floyd’un etkisi çok uzun yıllar sürecek. Ama şu bir gerçek ki, Ayın Karanlık &lt;br&gt;Yüzü’nde aydınlığa ulaşmak hiçte kolay olmayacak. &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;iron maiden&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;1995'in Ekim ayinda 10. stüdyo albümü &amp;quot;The X Factor&amp;quot; un piyasaya çikisiyla Blaze, oldukça basarili bir is yapmanin rahatligi içerisindeydi. Prodüktörlügü bu albümde tamamen Steve Harris üstlenmisti. Martin Birch'in eksikligi göze çarpiyordu aslinda. Çünkü albümde clean bölümler ile distorsinli gitar bölümleri arasinda uçurumlar söz konusuydu. Clean bölümler oldugundan daha kisikti biraz sesini açtigimizda ardindan gelen distorsinli gitar çok yüksek derecede volume içermekteydi. Genel bir denge sorunu hakimdi müzikte. Albüme yapilan elestirilerden biride Maiden'in bu albümde gitarlari çok kisik tuttugu Maiden'in özelligi olan çift gitar partisyonlarini da nerdeyse hiç kullanmadigiydi. Steve bu albümde Blaze'i ön plana çikarmak istiyordu fakat Blaze gerektiginden de ön plandaydi zaten. Oldukça derin bir albüm aslinda, dinledikçe kavrayabiliyorsunuz ve tat alabiliyorsunuz. Albümde insani çeken dayanilmaz melankolik bir güç var. Kapattaki Eddie tasviri ise daha karizmatik. Albümün girisi Gregoryun Korosu'nun esliginde basliyor ve ardindan &amp;quot;Sign Of The Cross&amp;quot; basliyor. Umberto Eco'nun &amp;quot;The Name Of The Rose&amp;quot; eserinden esinlenilen bir eser. &amp;quot;The eleven saintly shrouded men&amp;quot; olarak tasvir edilen insanlar Katolik kilisesinin kutsal engizisyon yargiçlaridir. Ardindan gelen &amp;quot;Lord Of The Flies&amp;quot; ise nobel ödüllü Ingiliz yazar William Goldign'in romani &amp;quot;Lord Of The Flies&amp;quot; a (Sineklerin Tanrisi) gönderme de bulunan bir sarki. &amp;quot;Fortunes Of War&amp;quot; ise &amp;quot;Afraid To Shoot Strangers&amp;quot; in bir devami sanki. &amp;quot;Look For The Truth&amp;quot;, &amp;quot;Judgement Of Heaven&amp;quot;, &amp;quot;The Edge Of Darkness&amp;quot; gibi basarili çalismalarla grup yeni bir döneme girmisti artik. &lt;br&gt;&amp;quot;The X Factor&amp;quot;un ardindan grup bir yil sonra Iron Maiden tarihinin bir özeti olan &amp;quot;Best Of The Beast&amp;quot; isimli double bir toplama albüm çikardi. Eski yeni tüm kadrolarindan parçalarinda yer aldigi toplama albümde birde yeni bir çalisma vardi; ''Virus'', &amp;quot;The X Factor&amp;quot; sound'inda kaydedilmis bir parçaydi ve toplama albümün içine sokulmasi çok akillica bir hareketti satis açisindan. &lt;br&gt;1998 Mart ayinda uzun zamandir ertenelenen albüm &amp;quot;Virtual XI&amp;quot; çikti. Grubun 11. stüdyo albümü önceki albümde oldugu gibi albüm ismine yansimisti. Bu albümde prodüktör gene Steve idi fakat bu sefer çok temiz bir is çikarmisti. &amp;quot;The X Factor&amp;quot; un aksine bu albüm daha enerjik daha neseli idi. 8 parçadan olusan &amp;quot;Virtual XI&amp;quot; da neredeyse tüm sarkilar çok basariliydi. Hizli ve enerjik bir açilis parçasi olan &amp;quot;Futureal&amp;quot; ile basliyor albüm. Ardindan &amp;quot;The Angel And The Gambler&amp;quot; geliyor. Bu parça Maiden tarihinde gördügüm en degisik çalisma gerçektende. Yapi olarak bir çok tekrardan olusan parça 9 dakikayi asan süreye sahip. Oldukça basit bir sarki aslinda. Lirikler bir kumarbaz ve onu kurtarmaya çalisan bir melek hakkinda. Steve bu parça için 70'lerin ritim duygusunu yansitan bir yönü var diyor. Yapmak istediklerini yapmak onun temel felsefesiydi tarih boyunca. &amp;quot;The Angel And The Gambler&amp;quot;da bunun en büyük kanitiydi. &amp;quot;Lightning Strikes Twice&amp;quot;, &amp;quot;The Educated Fool&amp;quot;, &amp;quot;Don't Look To The Eyes Of A Stranger&amp;quot;, &amp;quot;Coma Estais Amigos&amp;quot; un disinda bir çalisma vardi ki bence &amp;quot;Fear Of The Dark&amp;quot; tan sonra gelen ikinci milli mars olan &amp;quot;The Clansman&amp;quot;, tarihi ve milyonlarca yasayan Iskoç vatandasini ilgilendiriyor. Basrolünü Mel Gibson'in oynadigi &amp;quot;Braveheart&amp;quot; filminden esinlenilmis bir sarki. Ingiliz baskisina karsi mücadele eden Iskoç klanlarini anlatan bir film. William Wallace'in özgürlük mücadelesi anlatiyor bir anlamda. &amp;quot;Virtual XI&amp;quot; turnesinde Maiden ülkemizide ziyaret etmis ve iki tane muhtesem konser vermisti. &lt;br&gt;1999 yilina geldigimizde hiç kimse Bruce'un gruba tekrar dönecegini, efsanevi gitarist Adrian Smith'in tekrardan sazi eline alicagi ve eski günlere dönülecegi kimsenin aklina gelmemistir. Aklimiza gelmeyen basimiza geldi. Maiden artik 6 kisiydi ve akillarda bir çok soru isaretleri vardi. Birincisi 3 gitar ile sahneyi nasil paylasacaklari idi. Aslinda Maiden'in albümlerine baktigimizda üçüncü hatta dördüncü gitari kulladiklarina çok rastlariz. Fakat grupta 3 gitarist vardi. Sound nasil olacakti bass gitar geri mi çekilecekti yoksa Maiden daha gürültülü bir grupmu olacakti. Bunlarin hepsi beni çok düsündürdü açikcasi. 3 gitar olayi konserlerde çokta kolay yapilabilen birsey degil. Sololarin paylasimi ritimlerin paylasimi ve Maiden'in özü olan çift gitar partisyonlarinin paylasimi ilk bakista çok kolay halledilebilen bir sorun gibi gözükse de yapilmasi en zor islerden biriydi bu. Kasette bu sorun hiç yoktu çünki zaten Maiden bunu hep yapmisti. Ama konserde soundu tutturmak hele ki Maiden soundunu yane bass'in ön planda oldugu sound'i tutturmak, birde üstüne Bruce'un o vokalinin duyulmasini saglamak çok büyük bir risk açikcasi. Ama Maiden herzaman istedigini yapmisti ve basarmisti. Karsimiza 2000'nin Mayis ayinda öyle bir albüm çikardilar ki tarafli tarafsiz herkesin övgülerini kazandilar. &amp;quot;Brawe New World&amp;quot; adi gibi yeni cesur dünyaydi. Albümde progressive bir hava var daha öncekilerin aksine. Grup daha çok yeniliklere açik sarkilar olusturmus. Janick performansinin zirvesinde ve kesinlikle Dave ve Adrian gibi usta gitaristlerin arasinda ezilip kaybolup gitmemis. Sözlerdeki olgunluk, sarkilardaki melodilerin ve duygunun yogunlugu beni hemen etkiledi. Bence &amp;quot;Seventh Son Of A Seventh Son&amp;quot;dan sonra grubun en iyi albümü oldu &amp;quot;Brave New World&amp;quot;. Albümde birbirinden güzel 10 parça yer aliyor. Albümün ilk single'i &amp;quot;The Wicker Man&amp;quot; ile perde açiliyor. Steve parça ile ilgili sunlari söylüyor. &amp;quot;Sarki adini 70'lerin kült filmlerinden olan &amp;quot;The Wickerman&amp;quot; filminden aliyor. Onlarca insanin önünde söylerken hep daha önceden aklima gelen bir seyi hissettim. Küçükken Rock festivallerine giderdim. Hep oldugunuzdan daha büyük bir seyin parçasi oldugunu hissine kapilirsiniz. Sahnedekilerle bütünlesirsiniz bir anda. Ve iste nakarat da bunu anlatiyor. Senin de zamanin gelecek. (nakarat kismi &amp;quot;your time will come&amp;quot;) Birden hissedersiniz ki aslinda siz de onlarin bir parçasisiniz. &amp;quot;Ardindan gelen parça &amp;quot;Ghost Of The Navigator&amp;quot; degisik bir ritime sahip. Çok akici ve enerjik gitarlar parçayi inanilmaz hale sokmus. Steve bu parça için &amp;quot;Kafamda bir anda Vikingler belirdi. Ve denize açilmis büyük gemiler ve öncüler. Sonra yön bulmayi düsündüm. Hayata bir mecaz olarak artistik bir biçimde. Epik bir deniz yolculugu anlatiliyor. Dümencinin korkulari ve zorluklarla yüzlesmesi mecaz anlamda denizle mücadelesi olarak tasvir edildi&amp;quot; demis. Albüme adina veren parça olan &amp;quot;Brave New World&amp;quot; 1932 tarihli Aldous Huxley'in ayni isimli romanini konu alan bir sarki. Ardindan gelen muhtesem parçalar &amp;quot;Blood Brothers&amp;quot;, &amp;quot;Dream Of Mirrors&amp;quot;, &amp;quot;Out Of The Silent Planet&amp;quot;, &amp;quot;The Thin Line Between Love And Hate&amp;quot; albümde bizlere progessive'ligin hakim oldugunu gösteriyor. Ayrica lirikler açisindan en çok begendigim parçalardan biri &amp;quot;Dream Of Mirrors&amp;quot;, benim en çok begendigim Maiden parçasi &amp;quot;Infinite Dreams&amp;quot; a çok benziyor. Adete Steve kelimelerin yerlerini degistirmis ve ek olarak sihirli cümlelerle lirikleri pekistirmistir. &amp;quot;Kim siyah beyaz rüyalar görür? Ben görüyor muyum?&amp;quot;. Tuhaf gerçekten. Steve'in her zaman anormal rüyalar gördügünü ve bunu Maiden liriklerine aktardigini çogu parçalarinda görebilirsiniz. Diger parça ise &amp;quot;The Thin Line Between Love And Hate&amp;quot;. Sözlerinde ise ask ve nefret anlatiliyor. Arasindaki ince çizgi Steve tarafindan çok iyi islenmis. Kisaca askin nefrete dönüsmesi anlatiliyor. Dogruyu ve yanlisi ayirt etmek, sonuçlarina katlanmak, insanin kendi yolunu kendisi belirlemesi sarkida bahsedilen seyler. Hayatimizin gidisi hakkinda, olaylar karsisindaki tavirlarimiz, verdigimiz kararlarin sorumlulugu Steve'in misralarinda hayat bulmus adeta. &lt;br&gt;2000 yili Iron Maiden'in 20. onur yili. Bugüne kadar yaptiklari herseyi kendi istedikleri gibi yapmislardir. Hiç bir zaman popüler akimlara boyun egmemislerdir. Bugünlere gelirken karsilarina bir çok engel çikmistir. Eleman degisiklikleri onlari yildirmamis, daha güzel seyler yapmak için kendilerini müzige ve hayranlarina yöneltmistir. Steve Harris'in su sözleri Iron Maiden efsanesinin bugüne kadar nasil bozulmadan geldigini gösteriyor bizlere; &amp;quot;Temel kurallar herzaman için geçerlidir. Kendinizi adamaniz ve vazgeçmemeniz gerekir&amp;quot;. Iron Maiden artik bir Heavy Metal grubu degil aslinda gruptan öte tamamen bir felsefe kitabi gibi. Sözlerinde bir çok seyi kendinizle bagdastirabilirsiniz. Buna en basit örnegi &amp;quot;The X Factor&amp;quot;deki &amp;quot;Judgement Of Heaven&amp;quot; ile verebiliriz. &amp;quot;Yasamini yeniden yasayabilseydin, herhangi birseyi degistirirmiydin?. Yoksa aynimi birakirdin herseyi. Eger yeniden bir sansin olsaydi, herhangi bir seyi degistirirmiydin?. Dönüpte geçmise baktiginda, yaptigin seylerden gurur duydugunu söyleyebiliyor musun?. Dogru oldugunu düsündügün seyin. Yanlis olduguna inandigin zamanlar oluyor mu?. &amp;quot; Sözleri okurken kendi kendinize bazi seyler sorup cevaplari aninda alabiliyorsunuz. Bu bir bakima kendi kendini tedavi etmek gibi birsey. Baska bir sözde ise; &amp;quot;Kaybedilecek hiçbir sey yok. Ama kazanacak çok sey var. Biraz tehlike, söylemeden devam eder. Ama neyi umursuyorsun?. sona gireceksin. Açlik gibi var, kapini çalan. Onun tadina bakmistin, hala daha fazlasini istiyorsun. Yanlislarini yaptin yine ayni sekilde oynamiyacaksin&amp;quot; sözler içinde derin anlamlar içermekte. Bizlere gidebilecegimiz yolda, yolun sonuna en az hataylan gitmemiz gerektigini hergeçen zamanin aleyhimize isledigini hayatimizi bir düzene sokmak için geride yaptigimiz yanlislardan ders almamiz gerektigini açikça vurguluyor. Biri bunlari söylemese belkide bunlar aklimiza gelmez. Ayrica bu sözler bir eroin bagimlisi, bir alkol bagimlisi yada bir kumarbaz için söylenmis sözlerde olabilir. Dedigim gibi herkez kendi hayatindan bir sey bulabilir. Iste beni en çok çeken seylerden biride budur aslinda. Sözler çok kapsamli anlamlar içermektedir tipki kutsal kitaplar gibi. Birde Maiden'in o muhtesem müzigiyle sözlerin can bulmasi, kulagimiza o sihirli notalarla söylenmesi, hayatimizdaki derin bosluklari birden dolduruyor. 1975'te baslayan efsane 2002 yilinda hala devam etmektedir. Sonsuza kadar yer yüzünde müzik olmayana dek devam edecektir. Bunu tüm kalbimle söyleyebilirim. Steve'in dedigi gibi; &amp;quot;Iron Maiden seni elde edecek, ne kadar uzakta olman fark etmez&amp;quot; sözünün gerçekligini anlamak pekte zor olmasa gerek bizler için. Sizler için ise dinlemediyseniz sadece bir kere dinlemeniz bunu anlamaniz için yeterli olacaktir. &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;pentragram&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Türk metalinin dünya çapındaki grubu...Pentagram, 1986 yılında davulda Cenk Ünnü ve gitar-vokalde Hakan Utangaç tarafından Bursa'da kuruldu.1987 yılında gruba basçı Tarkan Gözübüyük ve Gitarda Ümit Yılbar'ın katılmasıyla konserler vermeye başladılar.&lt;br&gt;Askerliğini güneydoğuda yapan Ümit Yılbar burada şehit düştü.Onun yerine gruba Murat Net girdi.1989'da kendi adlarını taşıyan speed metal tarzı bir albüm çıkardılar.Üne kavuşmaları 1990'daki kendi adlarını taşıyan ilk albümle oldu.Pentagram'ın müziğini yurt dışında da duyurmayı amaçlayan bu albüm,Türkiye'de oldukça ilgi gördü.Bu albüm aynı zamanda diğer rock gruplarını da albüm yapma yolunda cesaretlendirdi ve piyasanın hareketlenmesini sağladı.Daha sonra vokale Bartu Toptaş geldi ve Hakan daha çok gitara ağırlık verdi.Ardından İnci Sineması ve Açıkhava'da verdikleri konserlerin kayıtlarından oluşan &amp;quot;Live at Trail&amp;quot; adlı bir demo çıkardılar(1991).Bu aynı zamanda ilk ve son demoları oldu.Daha sonra Ogün Sanlısoy ve Demir Demirkan'ın katılmasıyla güçlenen topluluk 1992 yılında &amp;quot;Trail Blazer&amp;quot; adlı ikinci albümünü çıkardı.Bu albüm CD formatında Avrupa'ya da dağıtıldı ve ilgiyle karşılandı.Bu albümle beraber amatörlükten sıyrılan Pentagram,profesyonelleşme yolunda büyük aşama kaydetmişti.  &lt;br&gt;Bu albümden sonra Türkiye'de ve yurtdışında sayısız konserler veren grubun fanları gün geçtikçe artıyordu.1995 yılında Ogün Sanlısoy'un kendi kanatlarıyla uçmak üzere (ki bence uçamadı,çakıldı... :) ayrılmasıyla gruba lead vokalist olarak Murat İlkan dahil oldu. &lt;br&gt;Çok iyi bir müzik geçmişi olan Murat,son derece doğru bir seçimdi.Ve 1997'de Pentagram beklenen patlamayı sonunda yaptı:&amp;quot;Anatolia&amp;quot;...Bu albüm Türkiye'de bir heavy metal grubu için müthiş bir ilgi gördü ve 100.000 civarında satış gerçekleştirdi.Bu albüm aynı zamanda grubun adını tüm dünyaya duyurması için iyi bir fırsattı,çünkü daha önceki çalışmalarda olmayan bir şey vardı&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Heavy Metal&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Heavy Metal bazen de metal müzik olarak adlandırılan müzik türü agresif ritimler ve aşırı distirsiyonlu gitarla karakterize edilir. Bu türün kökleri 1967 ve 1964 arasında blues ve rock türünü birleştirerek,(daha çok gitar ve davul bazlı),bu türde müzik yapan grupların yarattığı Hard Rock 'tır.Heavy Metal popülaritesini 80'lerde daha çok türün ortaya çıkmasıyla artırdı. Ticari amaçlı olmayan bu müzik türü , dünya üzerinde büyük bir dinleyici kitlesine sahiptir.&lt;br&gt;Heavy Metal çoğu zaman aynı türde enstrümanlarla çalınır.Elektro-gitar'ın her zaman varolduğu bu müzik türünde , kara şarkı sözleri , agresif ritimler ve tempolar bulunur. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Heavy Metal müzikte çoğunlukla kullanılan enstümanlar elektro-gitar , bas gitar ve davul'dur.Heavy Metal çalan grupların çoğunlukla bir solo(lead)gitaristi , bir ritim gitaristi , bir bas gitaristi ve bir bateristi ve bir vokali vardır.Heavy Metal'de klavye fazla kullanılmaz.Gitar bu türde çok büyük bir önem taşır.Distortion ve diğer efektler, sesi daha kalınlaştırmak içindir.Heavy Metal vokalleri şarkıda çok fazla değişik ses çıkarabilirler.Temiz vokallerden gurultulara ,gurultulardan çığlıklara ,çığlıklardan brutal vokallere kadar.Genellikle şarkıcının ne dediğini brutal vokallerde anlamak zordur. Sololar ve riffler Heavy Metal'in büyük bir bölümünü oluşturur.Gitaristler sweep-picking ve tapping yaparak hızlı çalarlar. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Heavy Metal , bir sanat formu olarak ,müzikten daha da fazlası. Dinlenilebilir olmasıyla beraber görülebilir de.Albüm kapakları ve konserler bu müzik türünü anlamakta oldukça yararlı şeylerdir. Heavy Metal'in teması pop ve ticari müziklere göre oldukça ciddi ve ağırdır. Heavy Metal 50'ler 60'lar ve 70'lerdeki savaş , nükleer atışmalar , çevreye ilişkin konular , politik ve dini propoganda üzerinde yoğunlaşır.Black Sabbath'ın &amp;quot;War Pigs&amp;quot; ve Metallica'nın &amp;quot;And Justice for All&amp;quot; parçaları buna bir örnektir. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Avant Garde Metal, Black Metal, Celtic Metal, Death Metal, Doom Metal, Gothic Metal, Grindcore, Hair Metal, Metalcore, New Wave Of British Heavy Metal (NWOBHM), Nu-Metal, Power Metal, Progressive Metal. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Thrash Metal'den ortaya çıkan black metal daha soğuk ve koyu bir atmosfere sahiptir.(Thrash Metal'deki brutalliğe göre).Death Metal kadar da koyu ve ağır bir tür olmasa da çok değişik gamlara sahiptir sahip olmasıyla heavy metaldeki uç türlerden biridir.Bas gitar daha çok tremolodan çalınır ,vokaller genellikle scream veya brutal vocal şeklindedir.Daha çok spritüel , okült , satanist ve anti-hristiyan temalar hakkında lirikleri vardır(Ama her zaman değil).Bu müzik türü 80'lerin sonları 90'ların başlarında gelişmiştir.Bu türün ilk örneklerinden biri Venom'dur.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;&lt;/font&gt;  
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font face="Arial Black" size=2&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;table cellspacing=3 cellpadding=3 width="100%" border=0&gt;
&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;
&lt;p&gt;&lt;img style="width:292px;height:236px" height=187 alt="" src="http://www.anatolianrock.com/images/sanatci_ve_grup_fotograflari/103_1158553899_4897.jpg" width=176 border=0&gt; 
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;  
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;  
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td align=middle height=30&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;p align=center&gt;  
&lt;p align=center&gt;  
&lt;p align=center&gt;
&lt;p align=center&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt;Sevenlerinin gözüyle Barış&lt;br&gt;Barış Akarsu'nun yakın dostları Amasra'da biraraya geldi ve Akarsu'yu anlattı. 
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;   &lt;br&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;Bodrum’da geçen cuma günü geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanarak Bodrum Özel Hastanesi’nde tedavi altına alınan Barış Akarsu, önceki akşam hayatını kaybetti. Akarsu’nun ölümü, memleketi Bartın’ın Amasra ilçesini yasa boğdu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Şarkıcı ve oyuncu Barış Akarsu’nun ölümü, Amasra'da da büyük üzüntü yarattı. Ölüm haberini alan Amasralılar, Akarsu'nun çocukluğunun geçtiği kumsalda toplanarak ateş yaktı. &amp;quot;Amasra kumsalının hırçın dalgası Barış&amp;quot; yazılı bir de poster açan arkadaşları, gece mum yakıp gitar çalarak sabaha kadar genç yaşta hayata veda eden Akarsu'nun şarkılarını söyledi. Bu arada bazı arkadaşları, bugün toprağa verilecek olan şarkıcının soğan ekmek yiyerek Amasra kumsallarında büyüdüğünü iddia etti. Barış Akarsu posterleriyle bezeli Amasra’da her tarafta bu acı haber konuşulurken, 7'den 70'e neredeyse herkes, sokaklarda cenazeyi bekledi. İstanbul, Ankara ve çevre illerden gelenler de Amasra’da park ve bahçelerde oturdu. Gitar çalarak, balık tutarak geçimini kendi sağlayan, tekvando ve yelken sporu yapan Barış'ı büyüten anneannesi 70 yaşındaki Nazire Kökdemir ise torununa 8 yaşından 14 yaşına kadar kendisinin baktığını vurgulayarak şunları söyledi:“16 yaşında Ereğli’ye gitti. Onu biz büyüttük. Çok erken öldü, keşke bu kadar erken olmasaydı. Dedesiyle çok güzel günler geçirdi. Dedesiyle denize gider, balık tutarlardı. Çekiç, keserle çok uğraşırdı. Küçüklüğünden beri çok temiz kalpli bir çocuktu. Anne-babası geçinemedikleri için yıllar önce 6 aylığına anlaşmalı olarak boşandılar. Sonra tekrar nikah tazeleyerek bir araya geldiler. Torunum onların ayrı olmasına üzülüyordu” dedi.&lt;br&gt;  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Barış’ın Amasra kumsallarında yetişmesinde emeği geçtiğini belirten 47 yaşındaki balıkçı Celal Sonerler de onun çok sevecen ve sıcakkanlı bir çocuk olduğunu söyledi: &amp;quot;Güzel günlerimiz oldu. Sessiz sakin, kimseye zararı olmayan biriydi. Kendi ekmeğini kendi çıkarırdı. Kimseye gidip bir kuruş istemezdi. Kendi kendini yetiştirdi. Özellerine girmek istemem, ama anne babanın dargınlığının ezikliği vardı. ‘Ben gideceğim’ dedi ve çıktı gitti. Anne babasının ayrılmasına üzülüyordu.”&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Barış Akarsu'nun Amasra’ya gelişinde uğradığı lokanta ve balıkçıların görevlileri ile arkadaşları da şarkıcının ölümüne bir türlü inanamadıklarını belirtti. Çocukluk arkadaşlarından 32 yaşındaki Kudret Gündoğar, şunları iddia etti: &amp;quot;Toplanıp devamlı kumsala giderdik. Barış bize gitar çalardı. Sabaha kadar şarap içer, onun söylediği şarkıları dinlerdik. Sabah yatıp öğlene kadar uyuyup tekrar buluşur, kumsalda gitar sohbetimize devam ederdik. Barış sahilde yetişti, ağabeylerimizin büyüklerimizin yanında. Bakanı yoktu, ailesinden pek yardım görmezdi. Sağdan soldan yardım ederlerdi. Yelken yapardı. Annesi, babası ayrıydı. Annesinin balık malzemeleri sattığı bir dükkanı vardı. Barış kendi başına büyüdü. Evde yemek yapmazlardı, hiçbir şey yemezdi. Soğan ekmek parasını biz verirdik, ağabeylerimiz de şarap parasını verirdi.&amp;quot; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Barış Akarsu, 29 Haziran 1979'da Hatice-Selahattin Akarsu çiftinin ilk çocukları olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Amasra'da bitirdi. Çok küçük yaşlarda şehre gelen müzisyenlerden etkilenerek flüt, klavye, gitar gibi müzik aletleri çalmaya başladı. Arkadaş ortamlarında gitar çalıp şarkı söyleyen şarkıcı, daha sonra profesyonel olarak müzikle ilgilenmek için yollara düştü. Önce Antalya'daki bir tatil köyünde animatörlük, ardından Ankara'da garsonluk yaptı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;2004'te arkadaşlarının da ısrarı ile 'Akademi Türkiye' adlı yarışmaya katıldı ve birinci oldu. Yarışmanın ardından İstanbul’a yerleşen Akarsu, 2005'te ilk albümü “Islak Islak”ı çıkardı. Ağustos 2006’da “Düşmeden Bulutlara Koşmak Gerek” adlı ikinci albümünü müzikseverlere sundu. Aynı yıl Star'da yayınlanan “Yalancı Yarim” adlı dizide rol almaya başladı. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Hakla İlişkiler Bölümü öğrencisi olan Barış Akarsu, USDER'den Rock Dalında En iyi Şarkıcı Ödülü, Future dergisinden de Yılın En Sevilen Rock Sanatçısı ve Cem Karaca Özel Ödülü’nü aldı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;quot;Yalancı Yarim&amp;quot; dizisinin çekimleri nedeniyle yaklaşık 2 hafta Bodrum'da kalan ekip, sezon finalini de çekmişti. Ancak reytinglerin yüksek olması sebebiyle çekimlere devam kararı alındı ve ekip 29 Haziran'da yeniden Bodrum'a döndü. Akarsu, geçirdiği kazadan yaklaşık 4 saat önce birkaç turistin aldığı video görüntüsünde &amp;quot;Merak etmeyin. Şimdi gidiyorum ama döneceğim. İki hafta daha buradayım&amp;quot; diyordu. Oysa Club Flipper'dan yola çıktıktan kısa süre sonra, bulunduğu araç İzmir'den Bodrum'a gelen bir kamyonla çarpıştı ve verdiği sözü tutamadı. Barış Akarsu bir daha geri dönemedi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bodrum Barlar Sokağı esnafından Yeşim Kılıç, Barış Akarsu'ya verilen son hediyenin bir Jack Sparrow maketi olduğunu anlattı. Kılıç &amp;quot;Barış, kaza geçirmeden birkaç gün önce çarşıda dolaşırken, Karayip Korsanları filminde Johnny Depp'in oynadığı Jack Sparrow maketini gördü ve çok ilgilendi. Doğum gününden bir gün önce de dizideki rol arkadaşları doğum günü hediyesi olarak kendisine o maketi aldı” dedi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;br&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;br&gt;&lt;/font&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;img height=10 src="http://nonstopturkey.spaces.live.com/images/trans.gif" border=0&gt;&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p align=center&gt;&lt;font size=1&gt;  &lt;/font&gt;
&lt;h4&gt;&lt;/h4&gt;
&lt;div align=center&gt;&lt;font size=4&gt; KAZA ONCESi SON GORUNTULERi&lt;/font&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p align=center&gt;  
&lt;p align=center&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIS AKARSU KLIPLERI&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;  
&lt;p align=center&gt;  
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu Endamın Yeter&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Yeter Be!&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-elimde değil....&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Zaferlerim( Yalancı Yarim 19.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Allah'ım Güç Ver Bana(Yalancı Yarim 18.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Rüzgar ( Yalancı Yarim 14.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu ( Sevdan Bir Ateş / Yalancı Yarim 32.Bölüm )&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Bir Derdim Var ( Yalancı Yarim 22.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Bir Sevmek( Yalancı Yarim 13.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-akademi türkiye-öyle sarhoş olsam ki&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Gönül (Kapıda Aşk) / Yalancı Yarim&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-anneler günü-annem şarkısı-akademi türkiye&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIŞ AKARSU-YOLLARDA&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIŞ AKARSU hasretinle yandı gönlüm&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIS AKARSU-VAZGECME&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Baris Akarsu - Gullerin icinden&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Yaz demedim (yalancı yarim)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış akarsu - Mavi &lt;/a&gt;
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Kayboldum&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Baris Akarsu-ben&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu Son Şarkısı&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu-Çöpçüler&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Yalancı Yarim - Barış Akarsu &amp;amp; Lavinya&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-aldırma-ankara sanatolya konseri kaydı&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - arapsaçı - Yalancı yarim&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-akademi türkiye-gemiler&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu-Yaz Yaz &lt;/a&gt;
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-deniz üstü köpürür-memleketim programı&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Kimdir O - Barış Akarsu (Özel Video Klip)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Yaz Demedim&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Beni Yak ( Yalancı Yarim 20.Bölüm)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu-Gel Gör Beni Aşk Neyledi&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu-Gün Olur&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-sevdayı bitirmez ÖLÜM..&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Gesi Bağları&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu - Öyle Bir Geçer Zamanki&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Baris Akarsu-Aldırma&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;Barış Akarsu-Kimdir O(Klip)&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;barış akarsu-ceyhun show-şiir-sözlerimi geri alamam&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIS AKARSU-ISLAK ISLAK&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIS AKARSU-GOZLERiN&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;BARIS AKARSU-OTOMOBIL UCAR GIDER&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;baris akarsu-amasra&lt;/a&gt; 
&lt;p align=center&gt;&lt;a href="http://nonstopmusic.blogcu.com/2168734/"&gt;baris akarsu-vurdum en dibine kadar&lt;/a&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=5719193064504700583&amp;page=RSS%3a+ana+sayfan%c4%b1z%c4%b1+degi%c5%9ftiremiyormusunuz%3f&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=nonstopturkey.spaces.live.com&amp;amp;GT1=nonstopturkey"&gt;</description><comments>http://nonstopturkey.spaces.live.com/Blog/cns!4F5EA7CA63AE2EA7!306.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://nonstopturkey.spaces.live.com/Blog/cns!4F5EA7CA63AE2EA7!306.entry</guid><pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:01:12 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://nonstopturkey.spaces.live.com/blog/cns!4F5EA7CA63AE2EA7!306/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://nonstopturkey.spaces.live.com/Blog/cns!4F5EA7CA63AE2EA7!306.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-07-16T09:59:27Z</dcterms:modified></item></channel></rss>